İlk olarak Bill Eberle, Jack Kittredge ve Peter Olotka tarafından tasarlanmış ve Avalon Hill tarafından 1979’da yayımlanmış olan Dune, 1984’te yayımlanan ikinci edisyonundan sonra 35 yıl kadar baskısı tükenmiş durumdaydı. Ancak 2017’de Denis Villeneuve tarafından yönetilecek yeni bir Dune serisinin izleyicilerle buluşacağı duyurulduktan sonra seriye seriye duyulan ilginin yeniden artmasıyla, yayımını bu kez Gale Force Nine’ın üstlendiği yeni bir Dune oyunu 2019’da raflardaki yerini buldu. İyi de olmuş zira yepyeni bir nesil savaş, siyaset ve entrika dolu bu oyunla en sonunda tanışma fırsatı buldu!

1979’da yayınlanan oyunun boxartı

2019’da yayınlanan oyunun boxartı
Oynanış
Her ne kadar oyun iki ila altı kişi arasında oynanabilse de, bu tarz oyunların çoğunda olduğu gibi bu oyunda da oyuncu sayısı ne kadar fazlaysa o kadar iyi oluyor.
Oyunda Arrakis’in kontrolünü elde etmeye çalışan hanedanları ve örgütleri oynuyoruz. Amacımız tek başımızayken üç, bir ittifak içindeyken ise dört kaleyi ele geçirmek. Oyuncular her tur baharat (oyunun para birimi) toplamak, gezegene asker indirmek, açık artırmalara katılmak ve tabii ki çatışmalara girmek gibi eylemlerde bulunuyor. Tüm bunları yaparken askerlerini hem fırtınadan hem de rastgele aralıklarla haritada çıkabilecek serinin sembolü haline gelmiş solucanlardan da korumaya çalışıyor.
Çatışmalar ise oyuncular arasındaki en doğrudan etkileşimin görüldüğü yerler oluyor. Çatışmaya girmeden önce iki taraf da o bölgede bulunan askerlerinden kaçını çatışmaya ayıracağını gizlice belirliyor ve bu sayının üstüne oynadıkları generalin gücü de eklendiğinde puanı yüksek olan oyuncu çatışmayı kazanıyor. Kaybeden taraf tüm askerlerini kaybederken kazanan taraf ise sadece çatışmaya ayırdığı kadar askeri kaybediyor. Askerleri yeniden canlandırıp tekrar gezegene indirmek ise çok masraflı olduğundan çatışmaları olabildiğince az kayıpla tamamlamak büyük önem arz ediyor.
Tabii iş genellikle bu kadar kolay olmuyor.. Çünkü çatışmalar sırasında iki tarafın da oynayabileceği saldırı ve savunma kartları generallerin ölmesine sebep olup çatışmanın matematiğini etkileyebilirken, oyunun başında dağıtılan hain kartları ise bazı generallerin fraksiyonuna ihanet edip, kartı oynayan oyuncunun hiçbir zayiat vermeden çatışmayı kazanmasını sağlayabiliyor.

Asimetrik Oyun Yapısı
Bu noktada oyunu belki de en eğlenceli kılan özelliği olan asimetrik yapısından bahsetmem yararlı olacaktır sanırım. Dune asimetrik oyun yapısının en popüler örneklerinden biri olarak sayılır. Bilmeyenleriniz için açıklamam gerekirse asimetrik oyunlar, tarafların birbirinden farklı mekaniklere, başlangıç koşullarına hatta bazen kazanma şartlarına sahip olduğu oyunlardır.
Gerçekten de bu oyunu farklı fraksiyonlarla oynadığınızda hem hepsinin birbirinden ne kadar farklı oyun deneyimi sunduklarını hem de hepsinin uyarlandıkları evrene sadık kalarak tasarladıklarını görüyorsunuz. Hepsini kısaca özetlemem gerekirse:
- Atreides: Paul Atreides’in öngörü gücü baz alınarak tasarlanmış bir fraksiyon. Yazının öncesinde oyuncuların her tur silah ve ekipman için açık arttırmaya girdiğinden bahsetmiştim, ilginç bir kural Atreides oyuncusu dışındaki tüm oyuncuların satılan kartı görmeden, diğer bir deyişle, neye para yatırdıklarını bilmeden bu arttırmaya girmeleri. Sadece Atreides oyuncusu satılan karta bakabiliyor ve hatta para karşılığı diğer oyuncuların da bakmasına izin verebiliyor. Oyunda elinizde maksimum dört kart tutuabildiğiniz ve hatta hiçbir işe yaramayan sadece elinizde doluluk yapan kartlar da olduğu düşünüldüğünde bu özellik bazen cidden paha biçilemez oluyor. Atreides oyuncusunun sahip olduğu bir diğer güç ise çatışmaya girerken savaştığı oyuncuya kullanacağı silahı, savunmayı, generali veya adadığı asker sayısından birini dürüstçe söylemeye zorlaması.
- Bene Gesserit: Oyunun başında hangi fraksiyonun kaçıncı turda kazanacağını gizlice tahmin ediyor ve bu tahmini doğru olursa oyunu kendisi kazanıyor. Ayrıca gezegene başka bir oyuncu tarafından asker indirildiğinde kendisi de ücretsiz bir asker indirebiliyor ve kitaptaki ikonik “Voice” özelliğini kullanabiliyor. Bu özellik sayesinde çatışmalarda savaştığı oyuncuyu herhangi bir silah veya savunma ekipmanın kullanmaya veya kullanmamaya zorlayabiliyor.
- Emperor: Açık artırmalar sırasında oyuncular satın aldıkları kartların parasını kendisine ödüyor. Haliyle de oyun boyunca masadaki en zengin taraf oluyor.
- Fremen: Tek harekette bir yerine iki bölge ilerleyebiliyorlar ve askerlerini gezegene yerleştirirken veya yeniden canlandırırken para ödemiyorlar. Ek olarak solucana yakalandıklarında ölmedikleri gibi solucana binip haritanın herhangi bir yerine gidebiliyorlar.
- Harkonnen: Satın aldığı her karttan sonra destenin üstünden bir kart daha çekiyor (Atreides oyuncusu bu kartı göremiyor) ve elinde tutabildiği maksimum kart sayısı dört yerine sekiz. Harkonnen’lerin bir diğer özelliği ise insanları ihanete zorlamaları. Oyun boyunca diğer oyuncular bir hain kartı bulundururken Harkonnen oyuncusu dört tane bulunduruyor, bundan dolayı da oyunun her safhasında kendisine karşı savaşmak oldukça korkutucu oluyor.
- Spacing Guild: Kendisi gezegene yarı fiyatına asker indirirken diğer oyuncular indirdiği askerlerin parasını kendisine veriyor ve onuncu turun sonunda kimsenin kazanmamış olması durumunda kazanan kendisi oluyor.
Düşüncelerim
Bu oyun, üzerine Dune IP’si yapıştırılmış bir savaş oyunu olmaktan çok daha fazlasını yapıyor. Uyarlandığı kitapların da hakkını vererek oyunculara Arrakis gezegeninin kontrolü için savaşan hanedanlar oldukları hissini sonuna kadar veriyor. Sanırım bunu bu kadar başarılı yapmasındaki en büyük etken ise ittifak mekaniği.
Bu gibi oyunların çoğunda oyun boyunca başka bir oyuncuyla işbirliği içinde olduğunuzda er ya da geç size ihanet edeceklerini bilirsiniz çünkü oyunun sadece bir kazananı olabilir. Ancak Dune’daki ittifak kurma mekaniği sayesinde ittifak içerisine girmiş iki oyuncu aynı anda kazanabiliyor. Ancak ittifaklar da sürekli değişebiliyor. Bu yüzden güçten düştüğünüzde müttefikinizin sizi daha iyi konumdaki bir oyuncu için bırakması işten bile değil.
Belirttiğim gibi belki de oyunun en güçlü yanlarından biri de bu. Oyundaki vaktinizin görece küçük bir bölümü çatışmalara girmekle, eşya satın almakla ya da baharat toplamakla geçiyor. Oyunda en çok yapacağınız şey diğer oyuncularla anlaşmalar yapmak, müttefikinizle başka bir odaya geçip gizlice nereye saldıracağınızı tartışmak, baharatınızla (yani paranızla) eşya almaya mı yoksa daha çok asker mi indireceğinize mi karar vermek ve yeri geldiğinde diğer ittifaklarla işbirliği yapıp fazla güçlenen başka bir ittifakı zayıflamaya çalışmakla geçiyor.
Bu bakımdan da oyunun en güçlü yanının mekaniklerinin zenginliği değil, bu mekaniklerin harika bir politik entrika oyunu oluşturmak adına muhteşem bir şekilde harmanlanmış olmaları olduğuna inandığımın altını bir kez daha çizmek istiyorum.
Yazının başında oyuncu sayısının altıya kadar çıkabildiğini belirtmiş olsam da aslında bu sayının sonradan çıkan genişletme paketleriyle on ikiye kadar arttığına da değinmek isterim. Bu genişletme paketleri oyuna Ixıan, Tleilaxu, CHOAM, Richese, Ecaz ve Moritani fraksiyonlarını eklemenin yanında teknoloji ve homeworld (ana gezegen) gibi yeni mekanikler de ekliyor.
Yazıyı bitirmeden bahsetmemin önemli olduğunu düşündüğüm bir diğer konu da oyunun standart ve gelişmiş olmak üzere iki farklı modunun bulunması. İki mod arasındaki temel farklardan biri, gelişmiş modda çatışmaya girerken askerlerinizi tam güçte kullanabilmeniz için her asker başına baharat ödemek zorunda olmanız ve bu modun her fraksiyona farklı yeni güçler sunması. Oyunu öğrenmek adına standart mod güzel bir başlangıç sunsa da gelişmişe alıştıktan sonra bana sıkıcı derece basit gelmeye başladığını da belirteyim.
Sonuç
Dune’un oynadığım en iyi boardagme’lerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sadece eğlenceli ve entrikalı bir oyun olmakla kalmıyor, Dune evrenini seven ve takdir eden insanlar tarafından tasarlandığını da kesinlikle hissettiriyor. Hem bu evreni seven, hem de bol siyasetli ve entrikalı savaş oyunlarını seven herkesin mutlaka denemesi gereken bir oyun.


