Fantastik Literatürde Simya

FANTASTİK LİTERATÜRDE SİMYA

Ahmet Taşer9 Eylül 2026Edebiyat7 dk okuma
David Teniers Genç (1610–1690), Simyacı, yaklaşık 1643–45. Ahşap panel üzerine yağlı boya, 20 1/8 x 28 inç (51 x 71 cm). Herzog Anton Ulrich Müzesi, Braunschweig (139)
David Teniers Genç (1610–1690), Simyacı, Herzog Anton Ulrich Müzesi, Braunschweig (139)

“Simya” denildiğinde çoğumuzun aklına benzer imgeler gelir. Laboratuvarlar... İksirler... Tutkuyla cam şişeleri birbirine karıştıran, kendini kaybetmiş yaşlı, tuhaf sakallı bir adam... Bu görüntülere gerçeklikten tamamen uzak diyemem, fakat eksik. Bu, simyanın en sıradan, en yüzeysel katmanından ibaret. Hâlbuki o, insanlığın evreni ve kendini anlamak için geliştirdiği en eski ve en kapsamlı düşünce sistemlerinden biriydi.

Bu yazıda simyanın ne olduğuna, madde işi olmanın çok ötesinde nasıl bir bilgi ve bilgelik geleneği olduğuna bakacağız. Sonra bu geleneğin fantastik edebiyatı ve oyun dünyasındaki etkilerini inceleyeceğiz.

Sonsuz Altın, Ebedi Yaşam... Simya Bundan mı İbaret?

15th century depiction of an Ouroboros from the alchemical treatise Aurora consurgens (Zurich, Rheinau 172)
15. yüzyıldan kalma, simya eseri Aurora consurgens’ten bir Ouroboros tasviri (Zürih, Rheinau 172)

Simyanın tarihine bakıldığında, evet, "adi metalleri altına çevirme" ve "ölümsüzlük iksiri" arayışı gerçekten vardı. Ama simyacılar için bunlar nihai amaç değil, daha büyük bir sürecin görünür belirtileriydi. Simyanın asıl meselesi Büyük Eser'di (Magnum Opus). Bu da maddeyi arındırırken kendini de arındırmak anlamına geliyordu.

Aslında bu ilmin temelinde şu fikir yatıyordu: İnsan, evrenin küçük bir modelidir.

Mikrokosmos-makrokosmos ilişkisini tarifleyen bu fikir Antik Yunan dönemine kadar uzanır. Bu görüşe göre insan (küçük evren, mikrokosmos) ile evrenin bütünü (büyük evren, makrokosmos) arasında yapısal bir benzerlik vardır. Bu benzerlik sayesinde, evrenin doğasına dair gerçekler insan doğasından, insan doğasına dair gerçekler de evrenden çıkarılabilir. Simyacılar için laboratuvardaki her işlem -çözme, arıtma, birleştirme- aynı zamanda kendi ruhlarında gerçekleşen bir sürecin simgesiydi.

Kısacası: Simyaya göre maddeyi anlayan evreni anlar, evreni anlayan da kendini anlar.

Cabir bin Hayyan
Bir Cabir bin Hayyan illüstrasyonu

Bu bakış açısı yalnızca antik dönemle sınırlı kalmadı. Cabir bin Hayyan (Batı kaynaklarında "Geber" olarak bilinir), 8-9. yüzyılda simyayı sistematik bir çerçeveye oturtan en önemli isimlerden biriydi. Aynı dönemde İhvan-ı Safa'nın (Saflık Kardeşleri) risaleleri de insan ile evren arasındaki bu yapısal benzerliği işledi.

Bu düşünce zamanla tasavvufa da sızdı: Nasıl ki simyacı için "kendini bilen maddeyi bilir" ilkesi geçerliyse, tasavvufta da aynı özü taşıyan "nefsini bilen Rabbini bilir" ilkesi vardır. Endülüslü mutasavvıf İbn Arabi'nin eserlerinde de insanın (özellikle insan-ı kâmil’in) evrenin bir yansıması, bir aynası olduğu fikri işlenir. Tasavvuf ilminde buna “Vahdet-i Vücut” denir: Yani tüm evrenin tek bir hakikatten geldiği ve o hakikate işaret ettiği fikri. Bu düşünce, modern fizikte bahsi geçen kozmolojik “Tekillik” (Singularity) teorileriyle de bağlantı kurulabilir.

Görüldüğü üzere, simya ile tasavvuf arasındaki bağ yalnızca güçlü olmakla kalmıyor, bilimsel düşünceyle de örtüşebilecek bir potansiyel taşıyor. Örnek olarak, Isaac Newton'un kendi el yazmalarının bir bölümünü simya araştırmalarına ayırmış olması tesadüf değildi. Günümüzde de simyanın birçok bilim adamı ve akademisyen tarafından ilgi gördüğünü söyleyebilirim... Fakat biz bu yazıda bilim konuşmayacağız.

Simya & Fantastik Edebiyat

Hogwarts'ın İksir Sınıfı
Hogwarts İksir Sınıfı

Simyanın hem somut bir zanaat hem de gizemli bir iç yolculuk olması, onu edebiyat için harika bir malzeme haline getirir. Bu mistik ve ezoterik karakter, özellikle fantastik alanda eser veren yazarları ve sanatçıları derinden etkiler. Somutlaştırmak için en bilinen birkaç örneğine bakalım:

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Harry Potter Felsefe Taşı
Harry Potter Felsefe Taşı

İlk akla gelen örneklerden olan, Harry Potter’ın ilk kitabını anmadan geçemeyiz. “Felsefe Taşı”, bilindiği gibi adi metalleri altına çevirebilmenin ve ruhsal dönüşümü tamamlamanın sembolüydü.

Nicolas Flamel

Kitaptaki Nicolas Flamel kurgusal bir karakter değildir; 1330-1417 yılları arasında yaşamış gerçek bir Fransız yazar ve kâtipti, zamanının insanları onun gerçekten felsefe taşını yarattığına inanıyordu -ölümünden sonra bile "aslında ölmedi, ölümsüzlüğü başardı" söylentileri dolaştı. Rowling de kurgusuna bu efsaneyi yerleştirdi.

Basilisk

Harry Potter Sırlar Odası'ndan Basiliks
Harry Potter Sırlar Odası'ndaki Basiliks

İkinci kitapta ve filmde karşımıza çıkan basilisk yaratığı da simya açısından önemli bir yer tutar.

Basilisk, Orta Çağ bestiyerlerinde "yılanların kralı" olarak tanımlanan, bakışıyla ya da nefesiyle öldüren efsanevi bir yaratıktır; bir horozun yumurtladığı, bir yılan ya da kurbağa tarafından kuluçkaya yatırılan yumurtadan çıktığına inanılırdı.

Simya geleneğiyle bağlantısı ise bazı Latin simya metinlerinde geçer: basiliskin külünün, adi metalleri kırmızıya -yani "rubedo" aşamasına, felsefe taşına yakın bir renge- boyayabilen güçlü bir madde olduğu iddia edilirdi. Yani basilisk simyada doğrudan bir işlem değil, nadir ve tehlikeli bir "malzeme" kaynağı olarak, dönüşüm sürecine dışarıdan katılan sembolik bir unsurdu.

Eşdeğer Değişim: Fullmetal Alchemist

Edward ve Alphonse
Edward ve Alphonse

Bu sefer örneğimiz, bizzat isminde simyayı taşıyan bilinen bir anime ve manga serisinden: Fullmetal Alchemist.

Serinin temel yasası olan "Eşdeğer Değişim" ilkesi -bir şey elde etmek için eşdeğer bir bedel ödemek gerektiği fikri- aslında simyanın solve et coagula ("çöz ve birleştir") prensibinin modern bir yorumudur. Edward’ın bir uzvunu kaybetmesi bile, simya geleneğindeki nigredo aşamasının, yani büyük dönüşümden önce yaşanması gereken kayıp ve arınmanın bir alegorisi olarak yorumlanabilir.

Rüyayı Dönüştürmek: Sandman

Çizgi roman dünyasından bir başka örnek de Neil Gaiman'ın Sandman'i; bu seride de simya izleri oldukça güçlüdür.

Serinin en tanıdık kötü karakterlerinden biri olan John Dee (Doctor Destiny), adını gerçek tarihi bir figürden alır. Gerçek John Dee, 16. yüzyılda yaşamış, Kraliçe I. Elizabeth'in sarayında astrolog ve Hermetik filozof olarak çalışmıştır. Çizgi romanda, rüyaları gerçekliğe dönüştürebilen bir taşı (Dreamstone) elinde bulunduran bir karaktere bu ismin verilmesi tesadüf değildir. Simyacının "maddeyi dönüştürme" hayaliyle, Sandman evreninde "rüyayı gerçeğe dönüştürme" fikri arasında bilinçli bir paralellik kurulduğu düşünülebilir.

John Dee (Sandman)
John Dee (Doctor Destiny)

Simya & Oyun Dünyası

Simyanın etkisi sadece romanlarda, filmlerde ve çizgi romanlarda kalmadı; oyun dünyasına da sirayet etti. Burada vereceğim birkaç örnek, masaüstü rol yapma oyunları (FRP) üzerinden olacak.

D&D ve Transmutasyon

Transmutasyon, simyada bir maddenin özünü değiştirerek başka bir maddeye dönüştürülmesi işlemidir. Kurşun gibi "adi" bir metalin altına çevrilmesi gibi. Tabii simyacılar için kavram daha geniştir: Herhangi bir şeyin doğasını, bir dizi kontrollü işlemle temelden başka bir şeye çevirmektir.

Dungeons & Dragons'taki Transmutasyon (Transmutation) büyü okulunun adı da doğrudan buradan gelir. Simyacı sınıfları, iksir tarifleri, "crafting" (üretme) mekanikleri hep aynı köke, malzemeyi işleyerek ondan yeni bir şey çıkarma fikrine dayanır.


Bir simyacının masası
Bir simyacının masası

Trench Crusade: Sanayileşmiş Simya

Son dönemin dikkat çeken örneklerinden biri de Trench Crusade'dir. I. Dünya Savaşı estetiğiyle Cennet-Cehennem savaşını birleştiren bu grimdark minyatür oyununda, Demir Sultanlık (Iron Sultanate) fraksiyonu bilim ve simyayı harmanlayarak cehennem güçlerine karşı devasa surlar inşa eder.

Bu evrende, ayrıca Fullmetal Alchemist mangasında da işlenen homunculuslar vardır. Homunculus, simyada laboratuvar ortamında, doğal doğum yolu olmadan yapay olarak yaratılan minyatür insan biçimli varlık fikridir. Genelde meni, kan gibi organik maddelerin belirli koşullarda (ısı, zaman, kapalı kap içinde çürütme/fermantasyon) işlenmesiyle "canlandırıldığı" anlatılır.

Homunculus - Trench Crusade
Homunculus - Trench Crusade

Wallordia Külliyatı & Yazarı için Simya

Wallordia Simya Çemberi
Wallordia evren kozmolojisini temsil eden "Simya Çemberi"

Şimdi biraz kişisel bir yere geleceğim: Yazarı olduğum Wallordia Külliyatı, simyanın fantastik edebiyatta nasıl işlenebileceğine dair -naçizane söylemek gerekirse- güzel bir örnek teşkil ediyor.

Evrenin Omurgası: Sembolizm & Felsefe

Simyanın hem hakikati yansıtan bir araç olması hem de varlık felsefesinin görünen yüzü gibi durması, beni en çok etkileyen yönlerinden biri oldu. Yukarıda bahsettiğim Vahdet-i Vücut, yani mikrokosmos-makrokosmos ilişkisine dair inancımı fantastik bir evrende yansıtabilmemin en doğal dili oldu. Bu noktada simyanın bilhassa bizim coğrafyamızın geleneğinde önemli bir yer tutması benim için ayrıca önemliydi.

Neredamon Akademisi'nin sembolü
Neredamon Akademisi'nin sembolü

Büyüye Alternatif Bir Sistem

Her zaman klasik fantastik okura hitap edebilmek ile bazı kalıpları yıkıp orijinal bir kurgu sunmak arasında bir denge noktasında olmayı hedefledim. Tam bu noktada simya, benim için ayrıca büyüye alternatif bir sistem oldu. İslami açıdan büyünün sakıncalı bir uğraş sayılması ve iyi karakterlere bu gücü bahşetmek istememem, beni böyle bir arayışa itti. Kötü karakterler de kullanamazdı: Zira büyü aslında cinlerle irtibat kurmak demekti, fakat bu evrende cinler bizzat karakter olarak bulunuyordu.

Feronsein, ateş ustası (Yazarın eskizlerinden)
Feronsein, ateş ustası (Yazarın eskizlerinden)

Sonuç olarak, tasavvuftaki “insan-ı kâmil” mertebesi ve “keramet” kavramlarından gelen ilhamla, fantastik dünyama farklı bir bakış açısı kazandırmış oldum. Bu da evrenin kendi simya sistemi ve element disiplinleri olarak ortaya çıktı.

Kaynakça

Allers, R. (1944). Microcosmus: From Anaximandros to Paracelsus. Traditio, 2, 319-407.

Kraus, P. (1942-1943). Jâbir ibn Hayyân: Contribution à l'histoire des idées scientifiques dans l'Islam. Kahire: Institut Français d'Archéologie Orientale.

Beinecke Rare Book & Manuscript Library, Yale University. "Book of Secrets: Alchemy and the European Imagination, 1500-2000" (sergi metni, 2009).

National Library of Medicine. "Harry Potter's World: Renaissance Science, Magic, and Medicine" (çevrimiçi sergi).

Principe, L. M. Simyanın Sırları (çev.). İstanbul: Alfa Yayınları.


Ahmet Taşer
YAZAR

Ahmet Taşer

Fantastik kurguya ve mitolojik anlatılara duyduğum ilgiyle kaleme aldığım Wallordia Külliyatı serisinin ilk kitabı Arayış – Deliâhir Savaşçısı, 2025 yılında TheKitap Yayınları tarafından yayımlanmıştır. “Hakiki âlemin bir yansıması” olarak tanımladığım bu evrende; fantastik kurgu, felsefi sorgulamalar ve ilmî düşünce iç içe ilerler. Çalışmalarımı Wallordia Külliyatı serisinin devam kitaplarıyla sürdürmekte; aynı evrende geçen farklı hikâye ve efsaneleri ise “Wallordia: Kayıp Metinler” başlığı altında fanzin ve dergiler aracılığıyla okurlarla buluşturmaktayım.